Favorilere Ekle

Leonardo da Vinci' nin Son Akşam Yemeği resmi ve incelemesi nedir?

SDAI tarafından 1 ay önce oluşturuldu - 23 Nisan 2024 Salı 20:27

Cevaplar

SDAI
- 1 ay önce

Görsel Yükleniyor...
Elbette, "Son Akşam Yemeği", sanat tarihinin en ikonik eserlerinden biridir. Yapıldığı dönemde olduğu gibi günümüzde de büyük ilgi görmüş, hem hayranlık hem de eleştiri almıştır. Bugün popüler kültürde o kadar derin bir iz bırakmıştır ki, birçok nesne üzerinde bu eserin motiflerini görebiliriz veya popüler bir filmin karakterleri, "Son Akşam Yemeği" eserindeki gibi resmedilmiş olabilirler.
Eser, kutsal Hristiyan metinlerindeki bir anı canlandırır: İsa ve on iki havarisinin son akşam yemeğinde bir araya gelmesi. Leonardo da Vinci'nin ustalığı, kompozisyonunun derinliği ve karakterlerin duygusal ifadeleriyle bu sahneyi canlandırmasıyla belirgindir.
Ancak, ne yazık ki, eser hakkında birçok yanlış bilgi dolaşmaktadır. Özellikle Dan Brown'un "Da Vinci Şifresi" gibi kurgusal eserler, gerçeklikle karıştırılmıştır ve bu da halk arasında yanlış anlamalara neden olmuştur. Bu eserde, özellikle "Son Akşam Yemeği"nin gizemli bir şifre barındırdığı iddia edilir. Ancak, bu tür iddialar genellikle sanat tarihçileri tarafından kabul edilmez ve eleştiriyle karşılanır.
Gerçekten de, "Son Akşam Yemeği"nin yanıltıcı bir şekilde yorumlanması, eserin gerçek sanatsal ve tarihsel değerini gölgelemektedir. Bu nedenle, bu tür yanlış anlamaları düzeltmek ve eserin asıl önemini vurgulamak önemlidir.
Leonardo Da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" eserini, İtalya'nın Milan şehrinde bulunan Santa Maria Della Grazie Manastırı'nın yemek salonuna yapmıştır. Bu salon, rahiplerin yemek yediği bir yer olduğu için eser, İsa'nın havarileriyle son akşam yemeğini yediği sahneyi tasvir etmektedir.
1495-1498 yıllarına tarihlenen bu eser, duvar üzerine tempera tekniğiyle yapılmıştır, yani tuval üzerine yağlı boya değil. Sanat tarihinde önemli bir kırılma noktası olarak kabul edilir, çünkü Batı Resim Sanatı'nda ciddi bir değişimin başlangıcını temsil eder.
Leonardo Da Vinci, Rönesans döneminin aydın-filozof insanını yansıtarak, bu eseriyle batı kültürünü ve aydınlanmayı yansıtmıştır. Sahne, İncil'de geçen bir sahneyi canlandırır. Bu sahneyi anlamak için, İncil'de olayların nasıl geçtiğinden bahsetmek faydalı olacaktır:
Havariler, hamursuzun ilk gününde yemeklerinin nerede hazırlanacağını sordular. İsa, onlara yemek yiyecekleri evi söyledi. Akşam olduğunda, hepsi evde toplandı. Bu sırada, İsa'nın havarilerinden biri olan Yahuda İskariot, İsa'yı öldürmek isteyen baş rahiplere, otuz gümüş karşılığında İsa'yı ele vereceğine dair söz vermişti. İsa'nın ihanet edileceği uygun bir fırsat arıyordu.
İsa, havarilerle birlikte yerken, "Size derim ki, içinizden biri beni ele verecek" dedi. Havariler bu habere çok üzüldüler ve telaşlandılar, "Ben miyim?" diye sormaya başladılar. İsa cevaben, "Benimle birlikte sahanı ekmek banan biri, bana ihanet edecek. Tanrı'nın Oğlu alnına yazıldığı için gidiyor, ama Tanrı'nın Oğlu'na ihanet edenin başına gelecekleri düşünün! Hiç doğmasaydı onun için daha iyi olurdu" dedi. İşte o zaman Yahuda İskariot, "Ben miyim?" dediğinde, İsa, "Ağzınla söyledin" dedi.
Bu kısım, Matta'nın 26:14-25'inci bölümünde geçmektedir.
Bu sahne genellikle Batı sanatında bir masa etrafında İsa ve havarileriyle tasvir edilir. Bazı resimlerde Yahya, başını İsa'nın göğsüne yaslamış olarak gösterilirken, kötü havari Yahuda İskariot diğerlerinden uzakta veya masadan kalkacak gibi resmedilir.
En önemli kısım ise İsa'nın havarilerine ekmek ve şarap verdiği andır. İsa, ayağa kalkar, şükür duası eder, ardından ekmeği böler ve havarilerine verirken "Alın, yiyin. Bu benim bedenimdir." der. Daha sonra şaraptan içer ve havarilerine verirken "Alın, bu benim kanımdır..." der.
Bu sahne erken Hristiyan sanatından beri defalarca resmedilmiştir. Ancak, Leonardo'nun "Son Akşam Yemeği" eserinde kompozisyon problemleri çözülmeye başlanır. İsa merkezde yer alırken, havarileri sağında ve solunda üçerli ve ikişerli gruplar halinde yer alır. İsa kollarını iki yana açmış, üzgün ve çaresiz bir şekilde tasvir edilmiştir.
Diğer son akşam yemeği resimlerinden farklı olarak, Leonardo'nun eseri bir olayı resmetmektedir. İsa'nın ihanet haberi verdiği anı yakalamaya çalışır. Havariler arasında tartışmalar ve endişeler vardır, İsa ise üzgün bir şekilde önüne bakar.
Da Vinci, figürlerin duygularını ve hareketlerini betimleyerek bu sahneye derinlik kazandırmıştır. Havariler arasındaki etkileşim ve İsa'nın üzüntüsü, izleyiciye olayın dramını hissettirir. Leonardo'nun ustalığı, mükemmel perspektif ve kompozisyonla birleşerek bu etkiyi yaratır.
Odada basık bir tavan ve loş bir aydınlatma vardır. Detaylarla dikkati dağıtmayan bir ortamda, İsa'nın arkasındaki pencere dikkati merkeze çeken önemli bir detaydır.
Bu eser gerçekten oran ve orantı açısından dikkate değerdir, özellikle İsa'nın başını merkez olarak kabul edersek, resmin her köşesine eşit uzaklıkta olduğunu görebiliriz.
Eserin boyutları oldukça etkileyicidir; yaklaşık olarak 9 metre uzunluğunda ve 5 metre yüksekliğindedir. Bu boyutlar, figürleri hem anıtsallaştırır hem de izleyicilere kim olduklarını anlamaları için ufak ipuçları sunar.
"Son Akşam Yemeği" eseri, bir anıyı yansıttığını söylemiştim ve bu, uzaktan bakıldığında görülen genel bir izlenimdir. Ancak, eserin ayrıntılarına dikkatlice bakıldığında, geçmişi, şimdiyi ve geleceği temsil eden bir zaman tüneli gibi olduğunu fark ederiz.
Örneğin, sol taraftaki figüre bakarsak, onun Yuhanna olduğunu görebiliriz. İsa'nın tutuklanmasından ve çarmıha gerilmesinden sonra yas tutmaya başladığını görürüz. Yuhanna'nın yanındaki yaşlı figür ise Aziz Petrus'tur ve bir bıçak tutar. Bu, İsa'yı yakalamak için gelecek Romalı askerlerden birinin kulağını kestiği olayı temsil eder.
Biraz daha ileride, yüzü tam olarak görünmeyen, sakallı ve daha koyu tenli figür ise hain Yahuda İskariot'tur. İsa'yı ele verdiği için elinde bir gümüş kesesi tutar.
İsa'nın sağında ise Şüpheci Thomas'ın parmağı havada resmedilmiştir. İsa'nın dirildiğine inanmak için ellerindeki çivi izlerine ve karnındaki yaraya dokunmayı istemişti. Bu, Leonardo Da Vinci'nin mekan ve zamanı bütün olarak gösterdiği eserlerinden biridir.
"Da Vinci Şifresi" gibi kurgusal eserler, "Son Akşam Yemeği" hakkında birçok yanlış bilgiye sebep olmuştur. Bu kitap, çıktığı zamanlarında oldukça etkileyici bir iz bırakmıştır ve birçok insanın bu eser hakkında yanlış bilgilere sahip olmasına neden olmuştur. Ancak, kitaptaki bilgilerin gerçeklerle hiçbir alakası olmadığını Sanat Tarihi derslerinde öğrenmişsin.
Özellikle "Da Vinci Şifresi"nde verilen bilgilerin gerçeklerle örtüşmemesi, Avrupa'nın önde gelen Sanat Tarihçileri arasında büyük bir tepkiye yol açmıştır. Dan Brown, kitaptaki bilgilerin doğru olduğunu iddia etmemiştir ve aslında bu tür bilgilerin yanlış olduğunu vurgulamıştır.
Ancak, insanlar genellikle ilgilerini çeken bir konu hakkında kurgu romanları tercih ederler ve bu da yanlış bilgilerin yayılmasına neden olabilir. "Da Vinci Şifresi" gibi eserlerin bazı yanlış bilgiler içermesi normaldir, ancak bu bilgilerin gerçeklerle karıştırılmaması önemlidir.
Örneğin, kitapta İsa'nın solunda yer alan genç havari Yuhanna figürünün aslında Mecdelli Meryem olduğu iddia edilmektedir. Ancak, Mecdelli Meryem'in İsa'ya inanan ve onun takipçisi olduğuna dair İncil'de bir kanıt bulunmamaktadır. Bu tür yanlış bilgilerin düzeltilmesi ve gerçeklerin ortaya konması önemlidir.
"Da Vinci Şifresi" gibi eserlerin iddia ettiği bilgilere dair birçok tartışma bulunmaktadır. Özellikle kitabın "Son Akşam Yemeği" hakkında sunduğu bilgiler, birçok Sanat Tarihçisi tarafından sorgulanmış ve hatta küçük düşürücü veya istismar olarak yorumlanmıştır.
Gerçekten de figürün kadına benzer bir görüntüye sahip olduğu dikkat çekicidir, ancak bu figürün Mecdelli Meryem olduğunu kesin olarak kanıtlamaz. Eserin zamanla restore edilmesi ve Da Vinci'nin belki de genç bir model kullanması, figürün yapısal değişikliklere uğramış olabileceği ihtimalini doğurur.
Ancak, eserin İncil'de geçen bir bölümden esinlenerek yapıldığı kesindir ve bu sahnede İsa ve havarilerinin yer alması gerekir. Mecdelli Meryem'in bu sahnede yer alması, İncil metinleriyle uyumsuzdur ve mantıksızdır.
Kitapta öne sürülen en büyük iddia ise İsa ile Mecdelli Meryem arasında bir ilişki olduğudur. Ancak bu iddia, tarihi belgelerle desteklenmemektedir ve Kutsal Kadeh'in bir çocuk olduğu iddiası da gerçeklerle uyumlu değildir.
Gnostik İncil, İsa ile Mecdelli Meryem arasında güçlü bir ilişki olduğunu iddia etse de, bu bilgi normal İncillerde ve diğer kaynaklarda bulunmamaktadır. Tarih, şu anda bildiklerimizden ibaret olup, gelecekteki keşiflerle tamamen değişebilir.
Leonardo Da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" eserinin her geçen gün yok oluşu gerçekten üzücü bir durumdur. David Rosand, bu duvar resmini genetik bir hastalıkla doğmuş ve zamanla yok oluşa doğru ilerlemiş bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Teknolojinin ilerlemesi bu duruma çözüm bulabilir mi, şu an için kesin bir şey söylemek zor.
Leonardo Da Vinci'nin yenilikçi yaklaşımı ve cesareti, onun kişiliğinin önemli bir parçasıdır ve eserlerinde sürekli olarak yenilikler denemiştir.
"Son Akşam Yemeği"nde yaptığı yenilikler, ne yazık ki resmin zamanla yok olmasına yol açmıştır. Normalde, bir duvar resmi yapılırken ıslak zemine yapılır; yani sıva henüz taze olduğunda resim hemen yapılır ve zemine iyice nüfuz eder.
Leonardo ise sıva atıldıktan sonra ıslaklığın kurumasını beklemiş ve zemine kalsiyum, magnezyum ve beyaz kurşun eklemiştir. Bu sayede kuru bir zeminde eserini yapmıştır. Da Vinci'nin resim yaparken acele etmediğini ve zaman ayırdığını biliyoruz, bu yüzden hemen ıslak bir zemine resim yapmak istememiş olabilir.
Ancak, her şeyi mükemmel yapmak isterken, zamanla eseri yok etme riskini almıştır. Kuru zeminde yapılan resim nefes alamamıştır. Hava almayan boya tabakası sıcaklık ve nem nedeniyle çatlamaya ve bozulmaya başlamıştır. Ancak sadece iklim şartları bu sorunu ortaya çıkarmamıştır.
Eser, Santa Maria Della Grazie Manastırının Yemek Salonunda, hatta mutfak duvarına bitişik bir konumda bulunmaktadır. Bu durum, mutfaktan gelen sıcaklık ve manastırın altından geçen su kanallarının resmin sürekli nemlenmesine ve yosunlanmasına neden olmuştur.
Manastır sakinleri, resmin üzerindeki nemi almak için bir süre çeşitli yöntemler denemişlerdir. Ancak bunlar yeterli olmayınca, resmin olduğu duvara bir kapı açmışlardır. Bu kapı açıldığında, bazı figürlerin ayak çizimleri de zarar görmüştür.
Kesinlikle, Leonardo Da Vinci'nin cesareti ve denemekten çekinmeyen yaklaşımı, onu gerçekten özel kılan özelliklerden biridir. Onun ünlü olmasını sağlayan şey, ne gizli tarikatlara üye olması ne de resimlerine gizli şifreler yerleştirmesi, ama deneme cesaretidir.
Leonardo her zaman okuyan ve yeniliklere açık bir bilim adamı ve sanatçı olmuştur. Bu yenilikler, "Son Akşam Yemeği" gibi muhteşem bir eserin yavaş yavaş tahrip olmasına ve sürekli olarak restore edilmesine neden olmuş olabilir, ancak Mona Lisa gibi diğer eserlerinde yaptığı yenilikler, resim sanatına büyük bir katkı sağlamıştır.
Leonardo'nun denemekten geri durmayan yaklaşımı ve sürekli olarak yeni şeyler keşfetme arzusu, onu gerçek bir dahi yapar. Bu özellikleri, sanat ve bilim dünyasında iz bırakmasını sağlamıştır ve bugün hala eserleri ve fikirleri üzerinde derinlemesine düşünmemize neden olur.
Yanıtla
0
0

Bu içerik için bir tepkiniz var mı?

0
0
0
0
0
0
0
0
Sanat konusundaki bazı benzer içerikler
İlginizi çekebilecek diğer içerikler
© 2019 - 2024 SoruDenizi v1.4.1
Giriş Yap

Üye Ol
En az 3 en çok 23 karakter, sadece harf ve rakam içerebilir. Boş bırakılamaz En az 6, en çok 36 karakter olmalıdır. Boş bırakılamaz

Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul ediyorum
Şifremi Unuttum
Şifre yenileme bağlantısı e-postanıza gönderilecektir.

Reklamlar Görüntülenemiyor 😞
Hoşgeldiniz, bir reklam engelleyici kullanıyorsunuz gibi görünüyor. Sorun değil. Kim kullanmaz ki?
Reklam engelleyici kullanma hakkınıza saygı duyuyoruz ancak reklam gelirleri olmadan bu siteyi harika tutmaya devam edemeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz.
Anlıyorum; reklam engelleyicimi devre dışı bıraktım.
Soru Denizi, ziyaretçilerine daha iyi bir deneyim sağlamak amacıyla çerez (cookie) teknolojisini kullanmaktadır.
Detaylı Bilgi
Tamam