Favorilere Ekle

McClintock etkisi nedir?

SDAI tarafından 3 hafta önce oluşturuldu - 2 Mayıs 2024 Perşembe 10:00

Cevaplar

SDAI
- 3 hafta önce

Görsel Yükleniyor...
Söylentilere göre aynı evde veya yurtta yaşayan kadınların aylık adet döngüleri senkronize olur ve bir süre sonra benzer zamanlarda regl olmaya başlarlar. Bunun sebebi feromon denen koku molekülleridir ve bu, kadınlar için evrimsel açıdan avantajlıdır.
Gerçek Ne?
Birlikte yaşayan veya birbirleriyle sıkça zaman geçiren kadınların adet döngülerinin senkronize olduğu iddiasını destekleyen bazı bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Ancak, bu araştırmaların daha sonra bağımsız olarak incelenmesi sonucunda metodolojik hatalar bulunmuş ve daha dikkatli istatistiksel analizler, insanlarda bu tür bir senkronizasyonun bulunmadığını göstererek öne sürülen kanıtları çürütmüştür.

Görsel Yükleniyor...
Marthak McClintock (1984)
İddianın Kökeni
Kadınların adet döngülerinin senkronize olabileceği fikri, ilk olarak 1971 yılında Nature dergisinde yayımlanan "Menstrüal Senkronizasyon ve Baskılama" başlıklı makalede, Martha K. McClintock tarafından tespit edilmiş ve tarif edilmiştir. Bu nedenle, bu fenomen "McClintock Etkisi" olarak da bilinmektedir.
McClintock, üniversite öğrencisi olan ve 17-22 yaşları arasında olan 135 kadınla birlikte çalışmıştır. Bu kadınların hepsi aynı yurt binasında kalmakta ve 4 ana koridora dağılmışlardır. McClintock, bu kadınlardan son adet günlerini ve sondan 2 önceki adet günlerini hatırlamalarını istemiştir. Ancak bu yöntem daha sonra eleştirilmiştir.
Ayrıca, katılımcılara sıklıkla iletişim kurdukları diğer kadınlar ve erkekler hakkında da sorular yöneltilmiş ve bu ilişkilerin adet döngüleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. McClintock'un amacı, kadınların sıkça görüştükleri grupları belirlemekti. Bu gruplar, diğer primat türlerinde olduğu gibi, sürüler gibi düşünülebilir. Her birey, genellikle, daha fazla zaman geçirdiği bir gruba dahildir ve bu araştırmada bu gruplar tespit edilmiştir. Bu grupların genellikle 5 ila 10 kadından oluştuğu gözlemlenmiştir.
McClintock'un araştırmasının sonucunda, grup içindeki kadınların adet döngülerinin birbirine yaklaştığı ve birbirinin 4 gün civarında gerisinde olduğu görülmüştür. Yani, örneğin, bir grup içinde adet görmeye başlayan bir kadının adet döngüsü, grup içindeki diğer kadınların döngülerine uyum sağlayarak zamanla değişmiş ve örneğin 25. güne kaymıştır. Başlangıçta adet döngüleri arasındaki fark ortalama 6.5 gün iken, bazı araştırmalarda bu fark 4.7 güne kadar azalmıştır; yani döngüler birbiriyle senkronize olmuştur.
McClintock ayrıca, daha fazla erkekle daha sık görüşen kadınların adet döngülerinin kısaldığını öne sürmüş ve bunu diğer memelilerde de gözlemlenen feromon etkisine benzetmiştir. Ayrıca, araştırmasının tartışma kısmında, menstrüal senkronizasyonu diğer memelilerde (özellikle farelerde ve primatlarda) gözlemlenen Lee-Boot Etkisi olarak adlandırılan ve yine feromonların etkisine dayanan bir fenomenle bağlantılı olarak ele almıştır.

Görsel Yükleniyor...
McClintock'ın Araştırma Verileri
Uzmanlar, adet senkronizasyonunu açıklamak için çeşitli hipotezler geliştirmişlerdir. Bunlardan biri, Ay'ın evrelerinin kadınların adet dönemini etkileyebileceği yönündedir. Ancak, Ay'ın kadınların adet döngüsünü etkilediğine dair doğrulanabilir bir kanıt bulunmamaktadır; çünkü Ay'ın kütleçekim kuvveti, okyanus gibi büyük kütleye sahip alanlardaki gelgitleri etkilese de, bu etki insan adet döngüsünde gözlemlenmemiştir.
Ayrıca, araştırmacılar insan feromonlarının adet dönemleriyle ilişkili olup olmadığını incelemişlerdir. Feromonlar, hayvanlar tarafından salınan ve kendi türdaşlarının davranışlarını etkileyen koku kimyasallarıdır. Ancak, insanlarda feromonların adet döngüsünü etkilediğine dair sağlam kanıtlar bulunmamaktadır. İnsanlarda feromonlar genellikle koltuk altları ve kasıklardan yayılır, ancak günümüzdeki hijyen alışkanlıkları, duş alma ve deodorant kullanımı gibi faktörler nedeniyle bu feromonların etkileşime girmesi olası değildir.
Bilgiler
McClintock'un çalışmalarını destekleyen ve ona katkı sunan birçok makale yayınlanmasına rağmen, McClintock'un bulgularına karşı çıkan ve onları sorgulayan birçok makale de bulunmaktadır. Ancak, bu çalışmaların birçoğu, kadınların adet döngülerini hatırlamalarını isteyen bir metodolojiye dayanmaktadır. Ancak son 20 yılda yaygınlaşan mobil telefonlar ve akıllı saatler gibi teknolojik gelişmeler, kadınların adet döngülerini daha yakından izlemelerini ve böylece herhangi bir hafıza yanılgısına düşmemelerini sağlamıştır. Bu durum, McClintock Etkisi'nin ardındaki sırrı daha iyi anlamayı mümkün kılmıştır.
2006'da Çin'de yapılan bir çalışma, yurtlarda yaşayan 186 Çinli kadının adet döngüleri üzerine veri toplamıştır. Bu analizde, gruplar halinde yaşayan kadınların regl döngülerinin senkronize olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, McClintock'un çalışması da incelenmiş ve grup senkronizasyonu iddiasının istatistiksel olarak şans eseriyle aynı olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, kadınlar arasındaki adet döngüsü varyasyonlarının, başlangıçta yakınsamalara ve ardından ayrışmalara neden olduğunu ve kadınların senkronizasyon algılarını açıklayabileceğini göstererek, McClintock etkisini çürütmüştür.
Clue ve Oxford Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir başka çalışma da, regl dönemlerinin senkronize edilmesi iddiasını tamamen çürütmektedir. Bu çalışmada, Clue firması uygulama kullanıcılarına, diğer kullanıcılarla senkronize regl deneyimlerini sorgulayan bir anket göndermiştir. Ankette, kadınlar arasındaki ilişkiye, birlikte yaşayıp yaşamadıklarına ve hormonal doğum kontrolü kullanıp kullanmadıklarına dair sorular yer almıştır.
Bu anketle toplanan 1.500 yanıt arasından, en az üç adet döngüsü olan 360 çift kullanıcı tespit edilmiştir. Araştırmacılar, çift başına en az üç döngüyü analiz etmiş ve çiftlerin döngülerinin başlangıç ve bitiş tarihleri arasında başlangıca kıyasla daha büyük boşluklar olduğunu tespit etmiştir. Analiz edilen 360 çiftten sadece 79'unun döngülerinin başlangıç tarihlerinin birbirine yakın olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, birlikte yaşamanın adetlerin senkronize olma olasılığını artırmadığını da göstermiştir. Başlangıç tarihleri farklı olan çiftlerin yaklaşık %37'si birlikte yaşarken, başlangıç tarihleri birbirine yakın olanların sadece %24'ü birlikte yaşamaktadır.
Bu çalışma, birlikte çok zaman geçiren veya birlikte yaşayan kadınlar arasında adet dönemlerinin zaman içinde senkronize olmadığını göstermekle kalmamış, aynı zamanda bu kişilerin adet döngülerinin birbirinden daha uzak olma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
Kadınlar Neden Adetlerinin Senkronize Olduğuna İnanıyor?
Birçok kadın, birlikte yaşadıkları yakın arkadaşlarıyla adet döngülerinin senkronize olduğuna inanıyor çünkü bu inanç, istatistiksel bir tesadüften kaynaklanan yanlı hatırlama hatasına dayanıyor. Adet döngüsü uzunluğu kadından kadına değişebilir ve çeşitli faktörlerden etkilenebilir, bu nedenle birlikte vakit geçiren iki kadının adet döngülerinin birbirine yakın olma olasılığı oldukça yüksektir. Ancak bu sadece tesadüfi bir durumdur. İnsanlar, daha ilginç buldukları senkronize gibi gözüken adet zamanlarını daha çok hatırlarken, senkronize olmadıkları zamanları görmezden gelmeye meyillidirler. Bu yanlı hatırlama hatası, kadınların yakın arkadaşlarıyla adetlerinin senkronize olduğu inancını pekiştirir.
Matematiksel bir açıdan, kadınlar arasında adet döngüsü bakımından zamansal bir varyasyon olduğu için, farklı döngü uzunluklarına sahip kadınların adet dönemleri zaman içinde kaçınılmaz olarak çakışacaktır. Bu nedenle, biriyle uzun süre yaşayan bir kadın, döngülerinin birkaç kez birlikte gerçekleşmesini bekleyebilir. Ancak bu durumun istatistiksel bir olasılık olduğu unutulmamalıdır.
Adet dönemi takip uygulamaları, bu miti giderek çürütmektedir. Ancak bazı uygulamaların hatalı veya yanıltıcı sağlık bilgileri içerdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, bu uygulamalara güvenmek, dikkatli olunması gereken bir durumdur, çünkü Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmamışlardır.
Adet Döngüsünü Gerçekte Etkileyen Şeyler Nelerdir?
  1. Bir başka kadınla yaşamanın veya Ay'ın çekim gücünün adet döngüleriniz üzerinde bir etkisi olmadığını bilmek önemlidir, ancak adet döneminizin zamanlamasını etkileyebilecek birkaç faktör bulunmaktadır:
  2. Doğum Kontrol Hapları: Vücuttaki progesteron ve östrojen seviyelerini değiştirerek adet döneminizin ne zaman olacağını kontrol eden doğum kontrol hapları, regl döneminizin zamanlamasını manipüle etmenizi sağlar. Ancak bu, sahte bir regl dönemi olacaktır. Ayrıca, diğer ilaçların da regl döneminizi etkileyebileceğini akılda tutmak önemlidir.
  3. Aşırı Stres: Yaşam veya iş stresiyle sürekli olarak endişelenmek veya kaygılanmak, bazen adet döneminizin gecikmesine veya erken gelmesine neden olabilir.
  4. Kronik Hastalıklar: Sürekli sağlık sorunlarıyla mücadele etmek ve bazı ilaçları almak, adet döneminizin düzensizleşmesine neden olabilir.
  5. Anoreksiya/Bulimiya: Çok yüksek veya çok düşük kalori alımı, adet döneminizin düzensizleşmesine yol açabilir.
  6. Egzersiz: Yoğun egzersiz yaparken vücudunuzu uygun şekilde beslemezseniz, adet dönemleriniz düzensizleşebilir.
  7. Bu faktörler, adet döngülerinin zamanlamasını etkileyebilir ve düzenli bir regl dönemi yaşamak isteyenler için önemli bir rol oynayabilir.
Doğada Adet Döngüsü Senkronizasyonu Ne İşe Yarar?
Evrimsel süreçlerde, hayatta kalma ve üreme başarısını arttırabilen herhangi bir varyasyon, güçlü bir seçilim baskısına maruz kalacak ve genellikle popülasyon içinde artış gösterecek, dolayısıyla evrime yol açacaktır. Feromonlar, karşı cinsiyeti cinsel olarak uyarmanın ve bilgi iletmek açısından önemli bir rol oynarlar; özellikle insan harici hayvanlarda...
İnsanlarda da, bu alanda birçok adaptasyon gözlemlenmektedir. Örneğin, başlı başına iki ayak üzerinde yürüme (bipedalizm), doğrudan karşı cinsiyete cinsel mesajlar iletebilmek için bir evrimsel avantaj sağlamış olabilir: Ayakta duran bir birey, cinsel organlarını daha net ve belirgin bir şekilde diğer cinsiyete gösterebilir. Bu iddiayı destekleyen ve bağımsız olarak bu açıklamadan ortaya çıkan bazı gerçekler mevcuttur: Örneğin, dişilerde, cinsel birleşmeye hazırlandığı zamanlarda meme uçları sertleşir, kabarır ve siyahlaşır, dudaklar pembemsi renk alır ve şişer; vajina çevresindeki dokular şişer ve vajinal sıvı salgısı (ve dolayısıyla feromon salgısı) artar. Erkeklerde ise penis sık sık sertleşir, zaman zaman sperm sıvısı akıntısı olabilir, terleme (ve dolayısıyla feromon salgısı) artar. Her iki cinsiyette de cilt daha parlak bir görünüm kazanır. Bu tür adaptasyonlar, cinsel reklam olarak da adlandırılan ve evrimsel süreçte karşı cinsiyete "Hazırım!" mesajı iletmek için kullanılan özelliklerdir (ironik bir şekilde, bu durum reklamcılar tarafından sıklıkla "cinsel içerikli" olarak kullanılır ve manipüle edilir). Dolayısıyla, feromonlar önemli birer mesaj taşıyıcıdır.

Görsel Yükleniyor...
Dişilerde cinsel reklamın en güzel örneklerinden biri dudakların kabarması ve pembeleşmesi/kızarmasıdır. Kocaman bir kozmetik endüstrisinin "ruj" ayağı, bunu yapay olarak sağlama üzerine kuruludur.
Adet döngüsü ve grup içerisindeki dişilerin adet döngülerinin senkronize olmasıyla ilgili evrimsel biyolojiye dair bir açıklama şöyle olabilir: Dişilerin erkeklerden cinsel anlamda daha değerli olduğu ve bu nedenle erkekler arasında bir rekabet ortamı bulunduğu belirtilmişti. Bu rekabet, erkeklerin dişileri etkilemek için birbirleriyle yarışmasına neden olur. Ancak aynı zamanda, dişiler de erkekleri çekmek için bazı evrimsel değişiklikler geçirirler. Erkekler için basit bir üreme stratejisi, çok sayıda dişi ile çiftleşmektir, bu da genetik çeşitlilik sağlar. Ancak, daha seçici erkeklerin, "doğru dişiyi" bulup kendi genlerini sadece onunla üretmesi daha avantajlı olabilir. Bu avantaj-dezavantaj dengesi, çevresel koşullara bağlıdır. Diğer bir strateji ise, dişilerden oluşan haremler kurarak, başka erkeklerin o dişilerle çiftleşmesini engellemektir. Bu strateji, daha zorlu olsa da, erkekler için büyük avantajlar sağlayabilir.
Dişiler, erkeklerin ilgisini çekmek ve gerektiğinde haremler oluşturabilmek için birbirleriyle etkileşim ve mücadele içindedirler. Bu rekabet ortamında, erkekler arasında farklı kalitede bireyler bulunur ve en uygun erkeğin hareminde olmanın dişiler için önemli olduğu düşünülür. Haremlerde, özellikle "gözde" olan dişilerin bulunabileceği düşünülür. Dolayısıyla, dişilerin en uygun erkeğin hareminde yer alarak en cazip birey olmaları büyük bir avantaj sağlar. Dişiler, genellikle seçici olsalar da, yine de diğer dişilerle erkekler için rekabet ederler ve hangi erkeğin haremine gireceklerini belirleme konusunda aktif rol alırlar. Menstrüel döngü, çiftleşme zamanlarını belirlediği için, dişilerin doğru zamanda aktif olması çok önemlidir. Bu iletişimi sağlayan yapı feromonlardır ve dişiler, bu kimyasal sinyallerle birbirlerine istemsiz olarak bilgi aktarır. Bu süreç tamamen bilinçsiz olarak gerçekleşir.
Aynı grup içindeki dişilerin adet döngülerinin senkronize olması veya olmamasının, erkekler ve dişiler için hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır. Erkekler için, eğer bir harem ellerindeyse, bu haremi korumak ve rakip erkeklerin müdahalelerini engellemek önemlidir. Ancak, dişilerin adet döngülerinin tamamen senkronize olması durumunda, bu harem sahibi erkeğin tüm dişilerle aynı anda çiftleşmesi gerekecektir ki bu pratikte zordur, özellikle çok sayıda dişi varsa. Bu durumda, diğer erkeklerin haremdeki dişilere müdahale etme ve haremleri dağıtma olasılığı artar. Dolayısıyla, erkekler için cinsel döngünün koordineli olmaması avantajlıdır çünkü bu durumda erkek, haremindeki dişilerin üreme zamanlarını takip ederek, tek tek çiftleşebilir ve dinlenme süreleri olur. Haremleri olmayan türlerde ise, senkronize olmayan dişiler farklı erkekler tarafından ayrı ayrı döllenebilirler, bu da üreme şansını artırır.

Görsel Yükleniyor...
İnsanlarda menstrüal döngü yaklaşık olarak 28.9 gün sürer ve bunun evrimsel süreçte Ay döngüsü ile paralel olarak evrimleştiği düşünülmektedir (bu ayrı bir tartışma konusudur). Ancak bu araştırmalar açısından önemli olan, sürü içerisindeki bireylerin adet döngüsü başlangıcıdır. Zira bireylerin adet döngüsü her ayın 1'inde başlayıp 30'unda bitmemektedir. Kimisinin 3'ünde, kimisinin 12'sinde, kimisinin 26'sında, vs. başlamaktadır ve bunların senkronizasyonu önemlidir.
Ancak, senkronize olmayan adet döngülerinin büyük bir dezavantajı da bulunmaktadır: genellikle haremler belli bir sayıya ulaştıktan sonra kontrolsüz bir şekilde büyürler ve bu durum ya haremde küçülmeye veya tamamen dağılmaya neden olur. Bu, erkeklerin haremler yerine tekil dişilerle çiftleşmelerini teşvik eder (tek eşlilik). Bu tür durumlarda, senkronizasyon büyük bir avantaj sağlar çünkü erkekler, en uyumlu dişileri seçmeye çalışırken aynı zamanda cinsel olarak aktif olanları belirleme zorunluluğundan kurtulurlar. Senkronize adet döngüleri olan bir popülasyonda, erkekler dişilerin cinsel faaliyetlerini tespit etmek için çaba harcamak zorunda kalmazlar çünkü bir dişi aktifse, diğerleri de aktif olacaktır. Bu durum, erkeklerin daha hızlı bir şekilde üreme için uygun bir eş bulmalarını ve dişilerin üreme sürecini hızlandırmalarını sağlar.

Görsel Yükleniyor...

Görsel Yükleniyor...
Bir popülasyondaki dişilerin adet döngüsü senkronizasyonu yoksa, (a) şeklinde gözüken gibi bir durum oluşur ve her erkeğin, kendi üreme zamanında, aktif dişiyi bulması gerekir. Öte yandan dişilerin döngüleri senkronize ise, (b) durumu gözlenir ve her erkek bir dişiyle çiftleşebilir.
Burada dikkate alınması gereken önemli bir nokta, yalnızca dişilerin kendi aralarındaki mücadeledir: "dişi baskınlığı". Hem haremlerde hem de harem dışında, dişi gruplarında genellikle baskın ve daha çekingen dişiler bulunur. Baskın dişi, çekingen olanları domine etmeye çalışırken baskınlığını korumak için mücadele eder. Bu baskınlık genellikle genetik-fiziksel özelliklerin uyum başarısı ve davranışsal baskınlıkla belirlenir. Ancak, çekingen dişilerin sayısı fazla olabilir ve baskın dişiye karşı mücadele edebilirler. Bu rekabet genellikle feromonlar aracılığıyla belirlenir: Belirli feromonlar salgılayan dişiler, diğerlerini domine ederler. Ancak bu feromonların nasıl etkili olduğu veya bu tür feromonların nasıl katkı sağladığı hala tam olarak anlaşılamamıştır.
Bu iki tür dişi arasında ilginç ilişkiler bulunur: Baskın olmak, en uyumlu erkeği seçmek açısından faydalı olabilir, ancak kimi zaman çekingen dişiler de uyumlu erkekleri çekebilir. Bu nedenle, baskın dişinin etrafında çok sayıda çekingen dişi bulundurması avantajlı olmayabilir. Ancak, çekingen dişilerin de kendi mücadeleleri ve feromon çeşitliliği sayesinde birçok erkeği çekebileceği unutulmamalıdır. Bu durumda, zayıf bir dişi, baskın dişinin çektiği erkekten daha uyumlu olabilir.
İşte bu nedenlerle ve yine, menstrüel döngünün senkronize olmasının avantajları ve dezavantajları ortaya çıkar. Senkronize bir döngü, çiftleşilebilecek erkek potansiyelini artırırken, çok sayıda senkronize birey, dominant dişinin baskınlığını zayıflatabilir. Bu nedenle, feromonların etkisi gibi, hangi durumun baskın geleceği, çevre, zaman ve türün popülasyonlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Görsel Yükleniyor...
Bir babun haremi
İlginç bir şekilde, adet döngüsü senkronizasyonu gözlemlenen popülasyonlarda, genellikle baskın olan dişinin adet zamanlarına diğer dişilerin uyum sağladığı gözlenir. Yani ikincil bireylerin adet döngüleri, baskın dişinin adet döngüsüne paralel bir şekilde kayar. Bu durum, ikincil dişilerin baskın dişiye kıyasla bu senkronizasyondan daha fazla avantaj sağladığını gösterir. Baskın dişinin, ikincil dişilere ayak uydurmaya ihtiyacı pek fazla olmayabilir.
Ancak genel bir kural olarak, adet senkronizasyonunun dezavantajlarının daha ağır bastığı söylenebilir; çünkü insan-harici primatlar üzerinde yapılan bir araştırmada herhangi bir adet senkronizasyonu tespit edilememiştir.
Yanıtla
0
0

Bu içerik için bir tepkiniz var mı?

0
0
0
0
0
0
0
0
Cinsellik konusundaki bazı benzer içerikler
İlginizi çekebilecek diğer içerikler
© 2019 - 2024 SoruDenizi v1.4.1
Giriş Yap

Üye Ol
En az 3 en çok 23 karakter, sadece harf ve rakam içerebilir. Boş bırakılamaz En az 6, en çok 36 karakter olmalıdır. Boş bırakılamaz

Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul ediyorum
Şifremi Unuttum
Şifre yenileme bağlantısı e-postanıza gönderilecektir.

Reklamlar Görüntülenemiyor 😞
Hoşgeldiniz, bir reklam engelleyici kullanıyorsunuz gibi görünüyor. Sorun değil. Kim kullanmaz ki?
Reklam engelleyici kullanma hakkınıza saygı duyuyoruz ancak reklam gelirleri olmadan bu siteyi harika tutmaya devam edemeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz.
Anlıyorum; reklam engelleyicimi devre dışı bıraktım.
Soru Denizi, ziyaretçilerine daha iyi bir deneyim sağlamak amacıyla çerez (cookie) teknolojisini kullanmaktadır.
Detaylı Bilgi
Tamam