Favorilere Ekle

Ben kimim?

SDAI tarafından 1 ay önce oluşturuldu - 18 Haziran 2024 Salı 00:07

Cevaplar

SDAI
- 1 ay önce

Görsel Yükleniyor...
Kişisel özdeşlik problemi, felsefenin zihin felsefesi, metafizik, epistemoloji, etik ve siyaset teorisi gibi birçok alanında zorlayıcı ve önemli sorular ortaya koyar. Kişisel özdeşlik, felsefi düşünce içinde çeşitli disiplinleri kapsayan bir mesele olup, kişinin ne olduğunu sorgulamaya başladığımızda açığa çıkan bir dizi felsefi problemi içerir.
Bu problemler, günümüzdeki biçimleriyle ilk kez karşımıza çıkmış olsa da, kişisel özdeşlik meseleleri Batı felsefesi geleneğinin en başından beri var olmuştur. Felsefenin başlangıç döneminde yazan Platon ve modern felsefenin öncülerinden Descartes, insanın ne olduğu konusunda teorilere sahiptiler. Platon ve Descartes, insanın özü konusunda "ruh" kavramını kullanarak çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu da, felsefi araştırmalara girişen birinin, kişisel özdeşlik sorularıyla karşılaşmasının neredeyse kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.
Kısacası, kişisel özdeşlik problemi, felsefenin pek çok alanında derinlemesine incelenen ve tartışılan bir konudur ve kişisel varlığımızın doğasını anlamak için temel bir soru olarak karşımıza çıkar.
Kişisel Özdeşlik: Muhtelif sorular ve Yanıtlar
Kişisel kimlik sorusunun bazı yanıtları ("Ben bir insanım" veya "Ben bir kişiyim" veya hatta "Ben bir özneyim") daha fazla felsefi analize yol açacak kadar belirsizdir. Bazı kişisel kimlik sorunları "insan", "kişi" veya "özne" gibi terimleri tanımlamaya çalışır. Diğerleri ise bir insanın, kişinin veya öznenin zaman içinde sürekliliği için koşulların ne olduğunu veya başka bir deyişle bir kişinin veya öznenin sürekliliğini neyin gerektirdiğini sormaya çalışır.
Bazıları bu kategorilerin etik sonuçlarının ne olduğunu veya etikle ilgili konuların temelde ne olduğumuzla ilgisi olup olmadığını araştırmaktadır. Başka bir deyişle, bazıları kişisel kimliğin önemli olup olmadığını sorgulamaya çalışır. Kişisel kimlik sorunlarından birine nasıl cevap verdiğimiz, muhtemelen (kısmen) diğer kişisel kimlik sorunlarına nasıl cevap vereceğimizi belirler. Bu nedenle kişisel kimlik hakkında belirli sorunlara özel cevaplardan ziyade bir konuya genel yaklaşımlar olarak düşünmek için nedenlerimiz vardır.
“Fiziksel” Yaklaşım
Kişisel kimliğin çeşitli sorunlarını derinlemesine incelemeden önce, bahsedilen genel yaklaşımlardan bazılarını ayırt etmek faydalı olacaktır. Kişisel kimlik sorununa yaklaşımlar üç geniş kategoride yer alır. Birincisi "Fiziksel" dediğimiz yaklaşımdır: bu yaklaşım bizim ne olduğumuzu temel olarak fiziksel bir şeyin içinde konumlandırır. Bu tarzdaki teorilerden bazıları, en temelde olduğumuz şeyin beynimiz veya beynimizin bazı kısımları - ister bazı özel kısımları ister yeterli miktarı olsun - olduğunu söyler. Burada altta yatan düşünce genellikle zihinlerimizin yalnızca beynimiz belirli bir durumda olduğu için o şekilde olduğu ve örneğin bir parmak veya hatta bir kol kaybetmenin bile bir kişiyi başka bir kişiye dönüştüremeyeceği, ancak beyinlerini ortadan kaldırmak veya değiştirmenin bunu yapabileceğine ilişkindir. Bu türdeki diğer teoriler, biyolojik bir organizmayı birliktelikleriyle tanımlayan bir dizi fiziksel özelliğe atıfta bulunur.

Görsel Yükleniyor...
“Psikolojik” Yaklaşım
Kişisel kimliğe ikinci bir yaklaşım, bizim temelde fiziksel bir organ veya organizma değil, psikolojik bir şey olduğumuzu öne sürer. Bunlara "Psikolojik" yaklaşımlar diyebilir ve Hume'un da yaptığı gibi, bir dizi algı ve izlenimin eklemlenmesi/bir araya gelmesi olarak anlayabiliriz. Bu ikisini birbirinden ayıran şey, belirli zihin durumlarının, belirli zaman aralıklarında geçerli olan ilişkiler oluşturmasıdır. Hafıza burada özellikle önemlidir. Örneğin, bu yazıyı yazmaya karar verdiğim zaman ve yazıyı yazmaya karar verirken oluşturduğum zihin durumumu anımsamam arasında bir ilişki vardır. Bizim temelde ne olduğumuzun bu biçimde ilişkilere dayandığı oldukça sezgisel bir fikirdir. Eğer birisi anılarını sildirirse veya onları başka birininkilerle tamamen değiştirirse, bu işlemin sonucunda oluşan kişinin daha önceki kişi ile aynı kişi olup olmadığını sorgulayabiliriz.
“Şüpheci” Yaklaşım
Kişisel kimliğe üçüncü bir yaklaşım, kişisel kimlik problemlerinin gerçekliğini sorgular veya onları doğru şekilde yanıtlama imkanından şüphe eder. Bunların hepsine "şüpheci" yaklaşımlar diyebiliriz. Bu yaklaşım, kişisel kimlik ile ilgili soruların cevabı olmadığını, onların kendimiz ve zihinsel yaşamlarımız hakkında soru sormanın yanlış yöntemi olduğunu veya bu sorulara hangi cevapları verdiğimizin önemli olmadığını söylemektedir.
Kabaca üç çeşit şüpheci yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, temelde hiçbir şey olduğumuzdur. Varoluşumuzun hiçbir merkezi, diğerlerini aşan çekirdek bir doğrumuz yoktur - bu görüşün etkili bir ifadesi Ludwig Wittgenstein'ın Tractatus Logico-Philosophicus'undan ileri gelir. İkincisi, bu sorunun cevabı olmadığını, çünkü sorunun yanlış tarzda bir soru olduğunu, zihinsel yaşamımızın kaynağındansa, aracılığıyla kendimizi anladığımız konseptlere fazla odaklandığımızı söyler. Bu yaklaşım temelde ne olduğumuzun doğa bilimlerine bırakılmasının en iyisi olabileceğini söyler. Üçüncüsü, temelde ne olduğumuzun dünyayı veya ahlakı nasıl görmemiz gerektiğini etkilemeyeceğini söyler.
Theseus’un Gemisi
Bu son görüş, kişisel kimliğin özel problemlerini daha ayrıntılı olarak değerlendirilmeyi hak eder. Ama onu daha fazla incelemeden önce, kişisel kimliğin sıklıkla çok sayıdaki simpliciter (basit) kimlik problemlerinin bir çeşidi olduğunu netleştirmeye çalışalım. Belki de kimliğin arketipsel problemi çoğunlukla Theseus'un Gemisi problemi olarak bilinen bir örnekle açıklanabilir. Düşünce deneyi şudur: bir gemi hayal edin, zamanla her tahtası, her direği, yelkeninin her parçası yeni bir parça ile değiştirilmiş olsun. Gemi ustası veya kaptan, birebir eşini çıkarmak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, iki tahta parçası asla birbirinin aynı değildir. Bunun ortaya çıkardığı sorular şunlardır: tüm parçaları değiştiğinde gemi herhangi bir parçasının çıkarılmasından önceki ile aynı gemi midir? Eğer değilse, o zaman hangi noktada başka bir gemi olmuştur?

Görsel Yükleniyor...
Teletaşıyıcıya Yol Açın!
Bu, kişisel kimlik ile ilgili pek çok ilginç problemle hakkını vererek ilgilenmemiş olmakla birlikte, kişisel kimlik problemlerinin nasıl benzer biçimlerde görülebileceğine işaret eder. Derek Parfit böyle bir problemi "Teletaşıyıcı" denen hayali bir cihaz kullanarak örneklendirir. Bu teknoloji, kişinin bedenindeki ve beynindeki bütün hücreleri tarar, yok eder ve başka bir yerde neredeyse hemen kopyalar. Bu, Teletaşıyıcıya giren kişi için, sonrasında hedeflerinde değişmeden kalktıkları kısa bir uyku gibi görünür. Eğer böyle bir teknoloji olsaydı, sezgisel olarak onu kullanmak isteyebileceğimizi düşünebiliriz. Eğer bedenim ve zihnim değişmeden uyanıyorsam bunun ne zararı olabilir?
Kopyalanmanın Problemleri
Tabii bu, Parfit düşünce deneyini değiştirip bize kopyalansaydık ne olacağını sorana kadar geçerlidir. Şimdi, değişmeden uyandığımızda geldiğimiz yerde değişmeden duran bir versiyonumuz bulunur. Peki bu, bu prosedür hakkındaki algımızı nasıl değiştirir? Ya teletaşıyıcıdan bir kalp problemi ile uyanırsam ancak kopyamın tamamıyla sağlıklı olacağını, dolayısıyla yaşamımı o zamana kadarki gibi yaşayabileceğini bilirsem? Bütün bu baş döndürücü bilim kurgusal düşünme, kişisel özdeşliğin bir problemine vereceğimiz yanıtın sezgisel olabileceğini ama aynı mantığı başka kişisel özdeşlik problemlerine uyguladığımızda bizi oldukça çarpık sonuçlarla baş başa bırakabileceğini gösterir.

Görsel Yükleniyor...
İndirgemecilik – Kuşkucu bir Çözüm?
Parfit’in bütün bunlara tepkisi, kişisel özdeşlik problemlerine kendi ayrı çözümünü önermek değildir. Bunun yerine kişisel özdeşliğin önemsiz olduğunu ifade eder. Önemli olan, öznenin temelde bulunan bir çekirdeği, bir kişilik kriteri veya bizim hakkımızda başka bir derin olgu değildir. Önemli olan, önemli olduğunu bildiğimiz şeyler; yani zihinsel yaşamımızın apaçık olan kategorileridir; anılarımız, algılarımız ve yaşamlarımızı kendimize tarif etme biçimlerimizdir.
Kişisel özdeşliğe dair bu yaklaşım, çoğunlukla “indirgemeci” olarak etiketlense bile, belki daha iyi bir terim “içe dönmüş (adeta dini) düşünce karşıtı” olabilir. Bu, temelde ne olduğumuzu bulana kadar derine daha derine inmeye çabalamamızın savunusunu bize vermez. Bu tarz düşüncenin faydasız olduğunu ve nadiren bize tutarlı cevaplar sunduğunu söyler. Kişisel özdeşlik problemleri, sonsuz bir ilginçliğe sahiptir ve tek bir yazıda özetlenemeyecek kadar geniştir. Çeşitli kişisel özdeşlik problemleri arasındaki ilişki, tartışma konusudur. Eric Olsen “Tek bir kişisel özdeşlik problemi olmadığını, birbirleriyle en iyi ihtimalle gevşekçe bağlantılı olan geniş bir sorular yelpazesi olduğunu” öne sürer.
Kişisel Özdeşlik: Felsefe için Genel Sonuçları
Bu, pek tabii ki neden kendimizle ilgili tek bir fikrin bütün kişisel özdeşlik sorunlarını karşılamayacağı ile ilgili bir açıklamadır. Aynı zamanda kişisel özdeşlik problemleri bir dizi meta-felsefi, yani felsefenin doğası hakkında ve ona girişirken kullanılacak metodoloji hakkında, soruyu gündeme getirir. Özellikle de felsefede öncelikle hangi soruların cevaplanması gerektiği hakkında doğal bir hiyerarşi olup olmadığı sorusunu gündeme getirerek diğer felsefi sorulara olan cevaplarımızı belirlemeye çalışır.
Çoğunlukla örtülü olarak zihnimiz hakkındaki yargılarımızın etiği etkileyebileceği ama etik hakkındaki yargılarımızın zihinlerimizi etkileyemeyeceği varsayılır. Bu tarz bir öncelik sırası, zihnimiz hakkındaki sorulara verilmiş olan zaten karmakarışık ve çelişkili yanıtları almaya ve onlarla etkileşime geçmeye, biraz derme çatma bir biçimde bir araya gelmiş bir cevap vererek değil de (hem ahlaki düşünme hem de gündelik yaşamımızda) neyin bizim için daha önemli olduğunu sorarak yaklaştığımızda bizi, şüpheye düşürür.
Yanıtla
0
0

Bu içerik için bir tepkiniz var mı?

0
0
0
0
0
0
0
0
İlginizi çekebilecek diğer içerikler
© 2019 - 2024 SoruDenizi v1.4.1
Giriş Yap

Üye Ol
En az 3 en çok 23 karakter, sadece harf ve rakam içerebilir. Boş bırakılamaz En az 6, en çok 36 karakter olmalıdır. Boş bırakılamaz

Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul ediyorum
Şifremi Unuttum
Şifre yenileme bağlantısı e-postanıza gönderilecektir.

Reklamlar Görüntülenemiyor 😞
Hoşgeldiniz, bir reklam engelleyici kullanıyorsunuz gibi görünüyor. Sorun değil. Kim kullanmaz ki?
Reklam engelleyici kullanma hakkınıza saygı duyuyoruz ancak reklam gelirleri olmadan bu siteyi harika tutmaya devam edemeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz.
Anlıyorum; reklam engelleyicimi devre dışı bıraktım.
Soru Denizi, ziyaretçilerine daha iyi bir deneyim sağlamak amacıyla çerez (cookie) teknolojisini kullanmaktadır.
Detaylı Bilgi
Tamam