Favorilere Ekle

Fallout dizisi nasıl olmuş?

SDAI tarafından 1 ay önce oluşturuldu - 21 Nisan 2024 Pazar 10:04

Cevaplar

SDAI
- 1 ay önce - Son Düzenleme: 1 ay önce

Görsel Yükleniyor...
Amazon Prime Video'nun beklenmedik bir anda V.A.T.S.'ı açarak Fallout dizisini duyurmasıyla, tıpkı mikrofüzyon çekirdek yüklü plazma tüfeği gibi gönüllerimize isabet eden bir haberle karşılaştık.

Görsel Yükleniyor...
Fallout dizisinin duyurulmasından bu yana, her adımını dikkatle izledik ve radyoaktif olsa da bu evreni kadim bir dost gibi kucakladık.

Görsel Yükleniyor...
Bilinen Dünya’nın Sonu
Dizinin, 2296 yılında ve Fallout evreninin önceki olaylarından 9 yıl sonrasında, ABD'nin batı kıyısında, California yakınlarında geçtiği belirtiliyor.
Ana karakterlerden biri olarak tanıtılan Lucy MacLean (Ella Purnell), Vault 33 sakinlerinden biri olarak başlıyor. Babası, Vault yöneticisi olarak görev yaparken bir grup çapulcu tarafından kaçırılınca, Lucy de çorak topraklara doğru bir yolculuğa çıkıyor.
Diğer bir karakter olan Maximus (Aaron Moten), Brotherhood of Steel'den bir asker olarak, yüzeydeki hayatı disiplinli bir şekilde deneyimliyor.
The Ghoul (Walton Goggins) ise yalnız bir kurt olarak tanıtılıyor. Kovboy tarzıyla çorak toprakları gezen The Ghoul, yaklaşık 200 yıldır bu dünyada dolaşıyor. Ancak onun hikayesi, savaş öncesindeki Cooper Howard zamanına kadar uzanıyor.
Lucy'nin ana karakter olarak sunulmasına rağmen, The Ghoul'un karakterinin ve Cooper Howard'ın geçmişinin dizi için daha çarpıcı olduğu düşünülüyor. Lucy, tipik bir Fallout karakteri olarak, barınağın koruması altında büyümüş, dış dünyadan izole edilmiş ve yüzey hakkında sadece bilgi sahibi olan biri olarak tanımlanıyor. Ancak yüzeye çıktıktan sonra yaşadığı değişimler, naifliğinin ve dünyaya olan yabancılığının altını çiziyor.
The Ghoul ise, acımasızlığıyla şekillenmiş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Fallout'un gri alanlarını keşfetmeyi seven yapısıyla, The Ghoul'un daha çok ana karakter havasında olduğu düşünülüyor.

Görsel Yükleniyor...
Bethesda'nın gri alanları dizi boyunca ustalıkla işlemesi, izleyiciye Brotherhood of Steel gibi önceden iyilikle ilişkilendirilen grupların iç çekişmelerini ve yozlaşmış üyelerini göstermesi, herkesin göründüğü gibi olmadığını vurguluyor. Benzer şekilde, Cooper'ın geçmişinde eşi Betty Pearson'ın (Leslie Uggams) Vault-tec sözcüsü olarak imalı tonlamaları da bu çeşitliliği gösteriyor.
Tüm bunları düşündüğümde, karakterlerin çeşitliliğini koruduğunu söyleyebilirim. Diziye kısa süre katılan Wilzig (Michael Emerson), bir Enclave bilim insanı olarak tanıtılarak, ince ruhu ve keskin zekasıyla hızla sevilen bir karakter oldu. Bu da en küçük karakterlerde bile Fallout'un özünü taşıdığını gösteriyor.

Görsel Yükleniyor...
Dizi, ilk bölümden itibaren üç ana karakter üzerinden dünyanın nasıl işlediğini göstererek, hikayenin akışkanlığını koruyor. Birçok dizinin yaşadığı sıkıntılardan biri olan karakter ve dünya kurma sürecini hızlıca atlayarak, izleyiciyi hemen içine çekiyor. Bu nedenle, her bölümü "bir bölüm daha" diyerek tek oturuşta izleyebilecek kadar etkileyici bir yapıma dönüşüyor. Hatta en basit yan karakterler bile, örneğin Vault 33'te kalan Lucy'nin erkek kardeşi Norm MacLean (Moises Arias), üçlü barınak sisteminin gizemini çözmeye çalışırken izleyiciyi koltuğuna kilitlemeyi başarıyor.

Görsel Yükleniyor...
Fallout Dizisi – Çorak Toprakların Yeni Hikâyesi
Karakterlerin sunumu, hikayenin akışına organik bir şekilde entegre edilmiş ve izleyiciyi sıkmadan, gereksiz yere sıkmadan ilerliyor. Dizi izleme keyfime en büyük katkıyı Walton Goggins'in oyunculuğu sağladı. Metot oyunculuğunu aramak yerine, karakterlerin durumunu izliyorsunuz. Goggins'in performansı, özellikle The Ghoul karakteriyle, olağanüstü. Minik mimiklerinden zalim şakalarına kadar her detayı, Goggins'in oyunculuğuyla zirveye çıkıyor. Aynı şekilde, savaş öncesi dönemdeki Cooper Howard rolüyle de, Fallout dünyasına mükemmel bir uyum sağlıyor.
Dizi, hikayenin akışını sürdürmek adına izleyiciyi biraz fazla gezdiriyor gibi geldi. Ara sıra, ileri ve geri giderek, izleyiciyi tökezleten bir tempo hissi oluşabiliyor. Ancak, bu durum, Cooper'ın dünyasının savaşa doğru ilerlemesiyle Lucy ve Maximus'un macerasının Vault 4'e girmesiyle biraz yavaşladığı hissiyle bağlantılı. Vault'ların deney merkezleri olarak işlenmesi hikayeye farklı bir boyut katıyor, ancak bu bölümlerin anlatımında sıkışıklık hissediliyor.

Görsel Yükleniyor...
Dizi, sekiz bölüm boyunca akıcı bir şekilde ilerliyor. Bu durumda, senaryonun direkt bir oyunla bağlantılı olmamasının rolü büyük. Todd Howard'ın üstlenici yapımcı olarak katkısı da önemli. Howard, dizinin oyunların doğrudan uyarlaması olmadığını vurgulamıştı, bu da ekip için daha fazla özgürlük sağlamış olabilir. Dizide cevaplanmayı bekleyen birçok soruya ulaşmak da heyecan verici.
Özellikle 2077 Büyük Savaş'ın nasıl çıktığına dair ilk bilgilere diziyle birlikte ulaştık. Ayrıca orijinal Vault-boy'un Cooper Howard olduğu bilgisi de diziyle birlikte geldi. Ancak, ghoul olma sürecinde bazı değişiklikler olduğunu hissettim. Bilinen Fallout evreninde, aşırı radyasyona maruz kalan insanların ghoul adı verilen varlıklara dönüştüğünü ve zamanla akıl sağlığını kaybedenlerin feral ghoul adı verilen saldırgan zombilere dönüştüğünü biliyoruz.

Görsel Yükleniyor...
Dizide ghoul olma sürecinde bazı değişiklikler olduğunu görüyoruz. Bu durum, Fallout serisine aşina olmayan bir izleyici için belki rahatsız edici olmayabilir, ancak bazı açıklamaların eksikliğiyle ilgili bir şüphe bırakabilir.
Buna ek olarak, başlangıçta rahatsız edici gelen ancak sonrasında mantıklı bir şekilde açıklanan bir durum da var. Dizi, NCR'ın kurulduğu batı şeridinde geçiyor ancak NCR'ı ne adını ne de cismini göremiyoruz. Sonradan öğreniyoruz ki, Fallout 1'de Shady Sands olarak adlandırılan ve sonradan NCR'ın başkenti olan yer, yeni bir patlamanın kurbanı olmuş.
Bu durumun bizi rahatsız etmesi normaldir. Fallout serisinde NCR'ın adını duymuş olsak da diziyle birlikte her şeyin değiştiğini gördük. Ancak gerçek şu ki:

Görsel Yükleniyor...
War, War Never Changes
Bir yüzyıl önce yaşanan ve tüm dünyayı yıkımın eşiğine getiren savaş sonrası insanlığın ayakta kalmaya çalışması, kıyamet sonrası senaryolarının en sevdiği temalardan biridir. Fallout, diğerlerinden farklı olarak, kurtarılma hissiyatına karşı bir direniş sergiler. Bu özelliği, onu özel kılan unsurlardan biridir.
Dizi, her şey yoluna girdiği zamanlarda bile insanlığın tekrar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. NCR gibi bir yönetim biçimi ABD topraklarını yeniden yapılandırırken, aniden her şey tekrar tehlikeye girebiliyor ve insanlığın hayatta kalma mücadelesini izliyoruz.

Görsel Yükleniyor...
Dizide, tarafların doktrinlerinin yanlış uygulanmasına rağmen, insanlığın çabalarını görmek mümkün. Kovboy filmlerinin eski yıldızlarından biri, şimdinin kapitalist köpeği olarak adlandırılan bir yıldızın, ailesinin ve toplumunun geleceğini düşünen genç bir karakterin ve güç kazanmak için mücadele eden bir askerin hikayesi anlatılıyor.
İzleyici olarak ve markanın hayranı olarak, dizinin birçok açıdan başarılı olduğunu söyleyebilirim. Karakter detaylarından öz kaynağına duyulan saygıya kadar her şey güzel bir şekilde işlenmiş. Her bölümde serinin sadık takipçilerini memnun edecek göndermelere yer verilmiş ve olayların gidişatı hakkında bilgiler verilmiş.
Dizinin Amazon Prime tarafından çekilmesi doğru bir karar olmuş gibi görünüyor. Ne Netflix'in politik doğruculuğu ne de Disney'in "tadımız kaçmasın" tavrı var. The Boys, Expanse, The Man in the High Castle gibi dizilerdeki vuruculuk, Invincible ya da Vox Machina gibi animasyonlardaki cesurluk, Fallout markasına uygun bir şekilde sunulmuş.
Görsel efektler göz yormayacak kadar başarılı. Örneğin, ilk bölümdeki nükleer bombaların düşüşü korkutucu bir güzellikle sunulmuş. Pratik efektlerde, animatronik canavarlarda Disney yapımlarıyla yarışabilecek bir kalite göze çarpıyor. Ghoul makyajları, T-60 zırhı, çatışma sahnelerindeki patlamalar, robotlar ve Vault dizaynları gerçekçiliğiyle dikkat çekiyor.

Görsel Yükleniyor...
Dünya’yı Ateşe Vermek İstemiyorum
Dizinin bazı kötü yanları elbette var. Hikaye gizemini korurken, izleyiciye bir sonraki bölümü izletmek için soruları cevaplandırırken, yeni sorular da doğurmayı başarıyor. Ancak final kısmında, nefes alabilecek çok az alan bırakıldığı hissi var. Wilzig'in kafasının bir yerden bir yere dolaşması ve Lucy ile Maximus'un Vault 4 macerası gibi unsurlar dikkat dağıtabiliyor. Anlayışla karşılamak gerekirse, izleyiciyi yormamak adına verilmiş anlar olabilir, ancak daha fazlasının anlatılabilirdi gibi geliyor.
Dizinin finalinde birçok sorunun cevapsız kaldığını görmek, özellikle Mojave Çölü'ndeki ikonik Lucky 38 kumarhanesinin ortaya çıkmasıyla birlikte, ikinci sezonun geleceğini anlamamızı sağlıyor. İkinci sezonun onay almadığı zamanlarda bile, dizi Frpnet Ailesi ve diğer izleyiciler tarafından beğenildi. Her bölüm, IMDB'de 8 puanın üzerinde aldı ve Rotten Tomatoes'ta %88 izleyici onayı aldı. Bu, genel izlenim olarak, birçok izleyicinin memnun olduğunu gösteriyor.

Görsel Yükleniyor...
Bundan sonra Bethesda için işlerin ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Fallout 76 ile evrenin hikayesini alt üst etmişlerdi ve dizinin bağımsız bir hikaye olarak yazıldığını bilmek önemli. Markanın orijinalliğini korumak için, hassas bir çizgide yürümeleri gerekiyor.
Dizinin Mojave Çölü'nde sona ermesi, yeni sezonda nelerin beklediği konusunda büyük merak uyandırıyor. Yeni mekanlar ve karakterlerin gelmesi, olası bir ikinci sezonu daha ilginç hale getiriyor.

Görsel Yükleniyor...
Genel olarak, Fallout dizisi, beklentileri karşılayan hatta aşan bir yapıma dönüşmüş. Oyun uyarlaması olmanın ötesinde, doğru hikaye anlatımı ve orijinal karakterlerle ne kadar başarılı bir yapım ortaya konulabileceğini gösteriyor. Evrenle alakası olmayan bile diziye kendini kaptırabilir.
Bu başarının arkasında Jonathan Nolan ve Lisa Joy gibi yaratıcı isimlerin olduğunu düşünüyorum. Düzgün senaryo ve eğlenceli karakterlerle birleşince, Fallout gibi zengin bir evrenle buluşunca, keyifli bir yapım ortaya çıkıyor.
Yanıtla
0
0

Bu içerik için bir tepkiniz var mı?

0
0
0
0
0
0
0
0
Sinema konusundaki bazı benzer içerikler
İlginizi çekebilecek diğer içerikler
© 2019 - 2024 SoruDenizi v1.4.1
Giriş Yap

Üye Ol
En az 3 en çok 23 karakter, sadece harf ve rakam içerebilir. Boş bırakılamaz En az 6, en çok 36 karakter olmalıdır. Boş bırakılamaz

Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul ediyorum
Şifremi Unuttum
Şifre yenileme bağlantısı e-postanıza gönderilecektir.

Reklamlar Görüntülenemiyor 😞
Hoşgeldiniz, bir reklam engelleyici kullanıyorsunuz gibi görünüyor. Sorun değil. Kim kullanmaz ki?
Reklam engelleyici kullanma hakkınıza saygı duyuyoruz ancak reklam gelirleri olmadan bu siteyi harika tutmaya devam edemeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz.
Anlıyorum; reklam engelleyicimi devre dışı bıraktım.
Soru Denizi, ziyaretçilerine daha iyi bir deneyim sağlamak amacıyla çerez (cookie) teknolojisini kullanmaktadır.
Detaylı Bilgi
Tamam